| İstatistikler |
Toplam çevrim içi 1 Ziyaretçi 1 Kullanıcı 0 |
| Ülke Sayacı |
 |
|
Kategoride ki Kayıtlar: 12 Görüntülenen Kayıtlar: 1-10 |
Sayfalar: 1 2 » |
Sırala: Tarih · İsim · Oylar · Yorumlar · Görüntülenme
Osmanlı Döneminde Bir İmparatorluk Dili Olarak Türkçe Anadolu'da 13. yüzyılda ilk yazılı ürünlerini vermeye başlayan Türk dilinin sonraki yüzyıllar boyunca görülen gelişmesinin çeşitli cepheleri hakkında şimdilik elimizde ne kadar bilimsel incelemenin var olduğunu huzurunuzda hatırlatmak gereksizdir sanırım. Bu değerli eserlerin, kitapların ve makalelerin sayesinde Batı-Oğuz kökenli bu dilin gelişmesi, yani geniş bir sahaya yayılması, bir yazı dili ve edebi dil olarak gösterdiği dönüşümünün çeşitli safhaları, yapısında görülen değişiklikler, tarih boyunca ortaya çıktığı ağızlarının özellikleri hakkında bir çok şeyler biliyoruz. Aynı zamanda bu dilde yüzyıllar boyunca ortaya çıkan yazılı ürün ve edebi eserlerin malzemesinin aklı şaşırtacak ölçüdeki zenginliğini göze alırsak, sonraki kuşakların şimdiki bilgimizi kolaylıkla genişletebileceği hakkında şüphemiz olamaz.
Bu durum bu Kongreye katılan değerli araştırıcılara bir yenilik sunmak amacı ile bildiri okumak isteyen bir dilcinin durumunu bir hayli güçleştirir Konu seçmek sorunu beni, samimiyetle söyleyeyim, çok düşündürdü.
|
KARAYLARIN ÜYI / KARAIM HOME PAGE
|
Sefika Gaspirali Ve Rusyada Turk Kadin Hareketi (1893-1920) Sefika Gaspirali And Turkic Women Movement In Russia (1893-1920)by Dr. Sengul Hablemitoglu And Dr. Necip Hablemitoglu Published and distributed by SOTA, 1998 ISBN 975-97903-3-1 The book is written in Turkish. 672 pages, with 60 plates, 180 pages documents (facsimiles), index, bibliography 
|
Pek çok çalışmamızda bir gerçeği ifade etmeye çalışıyoruz..Bütün diller aslında tek bir kökenden gelmektedir diyoruz..Çünkü bunun mantığa en uygun olan görüş olduğunu biliyoruz..Zira insan denilen varlık çağdaş bilimin de kabul ettiği gibi tek bir atadan gelmişse, insanla birlikte gelişen dil de tek bir kökenden gelmiş olmalıdır..Bu dilin bir numunesini bebeklerin bebekçe konuşmalarında daha bilimsel bir ifadeyle “babıldama” döneminde çıkardıkları seslerde görebiliyoruz..Bilhassa b, m, v, g, d, a, ı, h, e sesleri gibi sesler bebeklerin de çıkarmakta zorlanmadığı, bizce ilk insanların da rahatlıkla kullandıkları seslerdendir..Muhtemelen ilk insan ve onun yanındakiler bu bebeksi harflerden müteşekkil bir dili konuşuyorlardı..Bu dil basit bir dil gibi görünse de bütün dünya dillerini de içinde barındıran çekirdek bir dildi..Fakat şunu da söyleyelim yanlış anlaşılmamak için.Biz hiçbir çalışmamızda şöyle bir görüş öne sürmüyoruz: “Bütün dünya dilleri Türkçe’den türemiştir” demiyoruz.Yani vaktiyle dilimizdeki Arapça, Farsça ve diğer yabancı kelimeleri içimize kolayca sindirebilmemiz için geliştirilmiş olan Güneş Dil Teorisinin “bütün dünya dilleri köken olarak Türkçe’den gelir.” şeklinde ifade edilebilecek teoriyi savunmuyorum.Ancak onun da bir gerçeği ifade ettiğini, bu gerçeğin de “bütün dünya dillerinin ortak bir kökenden geldiği” gerçeği olduğunu sıklıkla ifade ediyorum. İlk dünya dilinin Türkçe ya da başka bir dil olduğunun kesin bir şekilde bilinebileceği görüşüne katılmıyorum çünkü Türk diye anılan ulusun bir milletleşme serüveni vardır her millette olduğu gibi..Bir topluluğun milletleşmesi de hemen olmamaktadır.İlk insanın yaratıldığını düşünelim..Muhtemelen bu insanın milliyeti sadece insanlık idi.İblisle adem’in ilk mücadelesi de bunun bir göstergesidir..Herhalde ilk ulusun ya da boyun oluşması için en az bin yıl geçmesi, bu ilk insanların topluluklar halinde yeni coğrafyalarda yaşamaya başlamaları hatta değişik inançları benimsemeleri gerekecektir..Zira bir topluluğa ulus diyebilmemiz için onun alternatifi olan toplulukların da olması gerekir..
|
"Spam kralı"na rekor ceza Facebook'a 711 milyon dolar ödeyecek
ABD'de görülen davada, "spam kralı" lakaplı Amerikalı bilgisayar korsanı Sanford Wallace, Facebook internet sitesine 711 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum edildi.
California'da görülen davada, Facebook'un Wallace'ın gönderdiği spamlar (reklam amaçlı istenmeyen e-posta) ve mesajlar sayesinde Facebook kullanıcılarının hesaplarına izinsiz olarak sızdığına yönelik şikayeti haklı bulundu.
Facebook yetkililerinden Sam O'Rourke, sitenin resmi blogundaki açıklamasında, "bu tazminatın büyük kısmını alabileceklerini sanmadıklarını, ancak bunun bu tür suçları işleyenler için caydırıcı olacağını düşündüğünü" ifade etti.
Wallace hakkında California'daki federal savcının da karara itaatsizlikten dava açabileceği ve Wallace'ın hapis cezasına da çarptırılabileceği belirtiliyor.
Wallace, başkanlığını yaptığı şirketin 1990'lı yılların sonuna doğru günde 30 milyon "spam" göndermesi nedeniyle "Spam Kralı" ve "Spamford" lakaplarıyla anılıyor.
"Spam Kralı", geçen yıl da benzer bir davada MySpace sitesine 230 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum edilmişti.
AA
|
Ceza İnfaz Sistemi ve Psikoloji Öneren: Dr. Aslı AKDAŞ ATAMER;MA, Klinik Psikolog, PhD Adli Bilimler, İst.Bilgi Üniv., Psikoloji Böl. / aatamer@bilgi.edu.tr Ceza İnfaz Kurumlarında Çalışan Psikologların Görevleri ve Çalışma Alanları Uzm. Psk. Yücel SÖZER (Paşakapısı Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu) Ceza infaz kurumları ile tevkif evlerinin yönetimine ve cezaların infazına dair tüzüğe göre; “Psikologun görevleri, hükümlerin suç ve suçluluk nedenleri üzerinde durarak ve suç işleme nedenlerinin kökenine inerek, çeşitli psiko-sosyal iyileştirme yöntemleriyle bu nedenleri ortadan kaldırmaya, onları eğitip ıslah etmeye, salıverilmelerinden önce yeni bir yaşama, toplumda karşılaşabilecekleri olaylara karşı hazırlamaya, olumsuz duygularını gidermeye çalışmaktır. Psiko - Sosyal yardım servisi, ayrıca, hükümlülerin sicil ve müşahede dosyalarının düzenlenmesinden de görevlidir.” Bu kapsamda ceza infaz kurumlarında görev yapan psikologların yaptığı çalışmalar şu alt başlıklar halinde sunulacaktır; 1. Hükümlü-tutuklulara yönelik çalışmalar, a) Tanıma ve tanıtma faaliyetleri, b) İzleme ve değerlendirme faaliyetleri, c) Yönlendirme ve koordinasyon faaliyetleri, 2. İdari görevler, 3. Kurum personeline yönelik olarak yapılan çalışmalar 4. Aile görüşmeleri
|
Yazıtlardan Seçme Sözler 
Çevriyazı: Türük Oguz begleri, budun eşiding. Üze tengri basmasar, asra yir telinmeser, Türük budun, ilingin törünginkim artatı udaçı erti ? Günümü Türkçesi : Türk Oğuz beyleri, ulusu işitin; üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk ulusu, ilini töreni kim bozabilecekti ?

Çevriyazı : Türük budun tokurkak sen. Açsar tosık ömez sen, bir todsar açsık ömez sen. Günümüz Türkçesi : Türk ulusu tokluğun değerini bilmezsin. Acıksan tokluk düşünmezsin. Bir doysan açlığı düşünmezsin.
|
TÜRK ALFABESİ:Türkiye Cumhuriyeti yirmi üç nisan bin dokuzyüz yirmi de TBMM tarafından Ankar'da Kurulmuştur. KİĞİL ALFABESİ: түркијә ҹумһуријәти јирми үч нисaн бин докузјуз јирми'дә тбмм тaрaфындaн aнкaрa'дa курулмуштур. ARAP ALFABESİ: توركىيا جومحورىياطى يىرمى وچ نىصآن بىن ضوكوظيوظ يىرمىضا تبمم طآرآفىنضآن آنكآرآضآ كورولموشطور.
|
Egemen anlayışa göre: Çin sadece bir ulus değildir; bir uygarlıktır, sadece belki Hindistan ile yarışabilecek bu 5000 yıllık uygarlık klişesinde saklı “yüce bir geleneğe”, tarihin ilk başlarından bu yana sahiptir. Ayrıntıları görebilmek için bu ‘kültürelci’ anlayışa mesafeli olmak gerekir Dün başladığımız kavramsal çerçevemize devam ederesek:Temas bölgeleri tarihsel ve mantıksal olarak, ulusal ve uygarlıksal biçimlenmeleri veya yeni sosyal ve kültürel pratikler ve nihai olarak uluslar ve uygarlıklar üreten insanlar arası bir çok çok-yüzlü karşılaşmalarla oluşan politik ekonominin biçimlenmelerini önceler. Bu karşılaşmalar sadece politik olarak bilinebilir birimler arasında olmaz, sosyal ve kültürel mekanları da işin içine katar. Demek ki, bu karşılaşmalar, kendilerini oluşturan parçaların dialektiğine tabidir ve parçalarca üstten belirlenmiştir. Sadece uluslar, uygarlıklar ve gruplar olarak nitelenen diğer sosyal/politik birimler (“yer”ler de dahil) “kültür”e sahip değillerdir. Dünyayı düşündüğümüz kavramlarca temsil edilen sosyal mekanlar -başlıcalarını söylersek, etnisiteden cinsiyete, sınıftan çok çeşitli ve kapsamlı kurumlara kadar- kavramın içerdiği şekli ile sosyal grupların oluşumu için kültürel farklılaşmayı önemli bir şey olarak düşünmeye iter ve aslında kavram kendi makuliyetini de bu düşünceden alıyordur. Kültür, bir başka deyişle, fiziksel, politik ve ekonomik mekanlar olarak değil, fakat sosyal mekanların karşılaşması olarak de anlaşılmalıdır. Karmaşık temas bölgeleri fikri, yerelleşmiş karşılaşmaların mantıksal olmasa da, tarihsel olarak, daha geniş politik ve kültürel birimlerin biçimlenmesinde önceliğe sahip olmasını önerir. Sosyal mekanın [anlık] melezliği uygarlıksal ve ulusal kültürel saflık kavramını yaratır.
Küresel modernite.....
|
|
|
|