Hz. Mevlana Desk Aç

Hz. Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî

Değer: 5.0/3


Mevlânâ (Arapça: مولانا‎), İslâm dininde, din açısından önder olarak görülen ya da İslâm ilimlerinde başarı kazanmış kişilere verilen bir unvan. Mevla sözcüğünden türemiştir.

05.02.2015


Edebiyat, Astronomi, Dini İlimler, Felsefe, Mantık, Biyografi

Özgün içerik, Doğruluğu sabitlenmiş, Geleneksel bilgi



İlgi

mevlananın eserleri, Mevlana kimdir, Mevlana'nın burcu nedir, Mevlana celaleddini rumi, mevlana, hz. mevlana, Mevlana ne demek, Şebi aruz
Rastgele Bir Tür Hz. Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî İyiler Hz. Mevlana Mevlana, hazreti mevlana, mevlâna, Desk


NOT

Mevlananın fars veya türk olduğu konusunda tartışmalar vardır.

avatar

(Farsça: مولانا جلال الدين رومي/Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî; D. 30 Eylül 1207, Belh - Ö. 17 Aralık 1273, Konya), şâir düşünce adamı ve mutasavvıf. Tasavvufta Mevlevî yolunun öncüsüdür. Mevlana portresini ve Mevlana Türbesini ilk defa yaptıran Prenses Gürcü Hatun ile yakın dosttur. Bilinen tek Mevlânâ portresinin ve Mevlânâ türbelerinin ortaya çıkışı bu şekilde olmuştur.

Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi’nin Belh şehrinde doğmuştur.
Mevlâna’nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında “Bilginlerin Sultânı” ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled’tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur.

Sultânü’I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh’den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü’I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh’den ayrıldı.

Sultânü’I-Ulemâ’nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar’ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.

Sultânü’I Ulemâ Nişabur’dan Bağdat’a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâ’be’ye hareket etti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam’a uğradı. Şam’dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende’ye (Karaman) geldiler. Karaman’da Subaşı Emir Mûsâ’nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler.

1222 yılında Karaman’a gelen Sultânü’/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile Karaman’da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna’nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun’u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna’nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.

Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti’nin egemenliği altında idi. Konya’da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü’I-Ulemâ Bahaeddin Veled’i Karaman’dan Konya’ya davet etti ve Konya’ya yerleşmesini istedi.

Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya’ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini
muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi’ni ikametlerine tahsis ettiler.

Sultânü’l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya’da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu SarayınınGül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı’ndaki bugünkü yerine defnolundu.

Sultânü’I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna’nın çevresinde toplandılar. Mevlâna’yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi’nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.

Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems’de “mutlak kemâlin varlığını” cemalinde de “Tanrı nurlarını”görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü.

Mevlâna Şems’in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî’nin yerini doldurmaya çalıştılar. [1]

(Farsça: مولانا جلال الدين رومي/Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî; D. 30 Eylül 1207, Belh - Ö. 17 Aralık 1273, Konya), şâir düşünce adamı ve mutasavvıf. Tasavvufta Mevlevî yolunun öncüsüdür. Mevlana portresini ve Mevlana Türbesini ilk defa yaptıran Prenses Gürcü Hatun ile yakın dosttur. Bilinen tek Mevlânâ portresinin ve Mevlânâ türbelerinin ortaya çıkışı bu şekilde olmuştur.

Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi’nin Belh şehrinde doğmuştur.
Mevlâna’nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında “Bilginlerin Sultânı” ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled’tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur.

Sultânü’I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh’den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü’I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh’den ayrıldı.

Sultânü’I-Ulemâ’nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar’ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.

Sultânü’I Ulemâ Nişabur’dan Bağdat’a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâ’be’ye hareket etti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam’a uğradı. Şam’dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende’ye (Karaman) geldiler. Karaman’da Subaşı Emir Mûsâ’nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler.

1222 yılında Karaman’a gelen Sultânü’/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile Karaman’da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna’nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun’u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna’nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.

Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti’nin egemenliği altında idi. Konya’da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü’I-Ulemâ Bahaeddin Veled’i Karaman’dan Konya’ya davet etti ve Konya’ya yerleşmesini istedi.

Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya’ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini
muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi’ni ikametlerine tahsis ettiler.

Sultânü’l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya’da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu SarayınınGül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı’ndaki bugünkü yerine defnolundu.

Sultânü’I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna’nın çevresinde toplandılar. Mevlâna’yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi’nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.

Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems’de “mutlak kemâlin varlığını” cemalinde de “Tanrı nurlarını”görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü.

Mevlâna Şems’in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî’nin yerini doldurmaya çalıştılar. [1]


Hz. Hz. Mevlânâ !1) Celâleddîn-î Rûmî dönemin hakim devleti olan Anadolu Selçuklu Devletinde yaşamıştır. Kendisi şair, düşünce adamı ve mutasavvıftır. Akım olarak Sufilik ve Mevlevilik üzerine eserler bırakmış, bu akımların kurucusu ve öncüsüdür. İlk eseri; Mesnevî-i Manevî'dir. Düşünce, yaşam ve eserlerinde Muhammed, Ebu Bekr-i Sıddık, Salmân-ı Fârisî, Kâsım bin Muhammed, İmam Cafer-i Sadık, Zû’l-Nûn el-Mısrî, Beyazid Bistâmî, Hallâc-ı Mansûr, Ebû’l Hasan Kharakânî, Ebû Sa’îd Ebû’l Khayr, Ebû Yakûb Yûsuf Hamdanî, Abdülkâdir Geylânî, Senâ’î, Ferîdüddîn-i Attâr, Baha-ûd-Dîn Zekeriyâ, Bahaeddin Veled, Seyyid Burhaneddin, Mûhy’îd-Dîn ibn’ûl Arabî, Şems-î Tebrizî gibi büyük zatlardan etkilenmiştir. En bilineni ise Şems-î Tebrizî'dir. Kurduğu ve öncülüğünü yaptığı akımlarla, kaleme aldığı eserleriyle de Sultan Veled, FazlʿAllâh Esterâbâdî (Nâimî), Ömer İmâdüddîn Nesîmî, Şah Abd’ûl Lâtif Bhittâi, Şeyh Galib, Kazî Nâzr’ûl İslâm, Fethullah Gülen, Abd’ûl Kerîm Sorouş gibi birçok zatı birçok açıdan etkilemiştir. Diğer bütün sufiler gibi Celalettin rumi'nin temel öğretisi tevhid düşüncesi etrafında örgülenir. Mevlananın bazı sözleri ise kendisinin ruh göçü tenasüh ve evrime inandığı şeklinde yorumlanmıştır.

 Burc & Astrolojik Analiz
Doğum günü olan 30 Eylül'e göre Mevlana'nın burcu Terazidir. 
Balık, Zodyak'taki son duraktır. İnsanoğlunun aydınlanma sürecinin sonudur. Yönetici gezegenleri Jüpiter ve Neptün, Balık'ın, insan ruhunun tecrübesi ve macera alanı olmasını sağlar. Balık'ın sembolündeki ters yöne yüzen iki balık figürü, genelde İkizler Burcunda olduğu gibi ‘Çift karakterli' yakıştırmasının yapılmasına neden olmuştur. Balık Değişken Niteliktedir, fakat buradaki ikilik çift karakteri sembolize etmez. Birbirlerinden farklı yönlere giden iki balığın kuyruklarının birbirlerine bağlı olmaları "ayrılık" hissiyle alakalıdır. Balık hayat içinde gelişimini tamamlarken bu iki balık birbirlerine daha sıkı bağlanır ve farklı iki kanaldan aldıklarını tek bir gerçeklik içinde kullanabilir. [2]

Mevlana ve Atatürk!
Atatürk’ün Hz.Muhammed’e duyduğu büyük sevgi ile birlikte Hz.Mevlana’nın da fikirlerine duyduğu hayranlık onun tüm hayatını ve icraatlarını etkilemiş, din konusundaki ifadelerine temel teşkil etmiştir. Bir Konya ziyareti sırasında söylediği şu sözler Hz.Mevlana’ya gösterdiği sevgi ve saygının delili gibidir: “Ne zaman bu şehre gelecek olsam, içimde bir heyecan duyarım. Hz.Mevlana düşünceleriyle benliğimi sarar. O çok büyük bir dahi, çağları aşan bir yenilikçidir…” [3]

 

 Farklı yazım çeşitleri [Farsça]
Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî - مولانا جلال الدين رومي

Yaşamını “Hamdım, piştim, yandım”sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk’ ın rahmetine kavuştu. Mevlâna’nın cenaze namazını Mevlâna’nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlâna’yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlâna’nın cenaze namazını Kadı Sıraceddin kıldırdı.

Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah’ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen “Şeb-i Arûs” diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

Hz. Mevlânâ’nın Vasiyeti:

Size, gizlide ve açıkta Allah’tan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı, isyan ve günahları terk etmeyi, oruç tutmayı, namaza devam etmeyi, sürekli olarak şehveti terk etmeyi, bütün yaratıklardan gelen cefaya tahammüllü olmayı, aptal ve cahillerle oturmamayı, güzel davranışlı ve olgun kişilerle birlikte bulunmayı vasiyet ediyorum. İnsanların en hayırlısı, insanlara yararı olandır. Sözün en hayırlısı, az ve anlaşılır olanıdır.
“Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir”

 Eserleri ve Edebi Halleri

MESNEVİ 
Mesnevî, klâsik doğu edebiyatında, bir şiir tarzının adıdır. Sözlük anlamıyla "İkişer, ikişerlik" demektir. Edebiyatta aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım şekillerine Mesnevî adı verilmiştir. 

Her beytin aynı vezinde fakat ayrı ayrı kafiyeli olması nedeniyle Mesnevî'de büyük bir yazma kolaylığı vardır. Bu nedenle uzun sürecek konular veya hikâyeler şiir yoluyla söylenilecekse, kafiye kolaylığı nedeniyle mesnevî tarzı seçilir. Bu suretle şiir, beyit beyit sürüp gider. 

Mesnevî her ne kadar klâsik doğu'şiirinin bir şiir tarzı ise de "Mesnevî" denildiği zaman akla "Mevlâna'nın Mesnevî'si"gelir. Mevlâna Mesnevî'yi Çelebi Hüsameddin'in isteği üzerine yazmıştır. Kâtibi Hüsameddin Çelebi'nin söylediğine göre Mevlanâ, Mesnevî beyitlerini Meram'da gezerken,otururken, yürürken hatta semâ ederken söylermiş, Çelebi Hüsameddin de yazarmış.

Mesnevî'nin dili Farsça'dır. Halen Mevlâna Müzesi'nde teşhirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunan en eski Mesnevî nüshasına göre, beyit sayısı 25618 dir.

Mesnevî'nin vezni : Fâ i lâ tün- Fâ i lâ tün - Fâ i lün'dür

Mevlâna 6 büyük cilt olan Mesnevî'sinde, tasavvufî fikir ve düşüncelerini, birbirine ulanmış hikayeler halinde anlatmaktadır.

DİVAN-I KEBİR
Dîvân, şairlerin şiirlerini topladıkları deftere denir. Dîvân-ı Kebîr "Büyük Defter" veya "Büyük Dîvân" manasına gelir. Mevlâna'nın çeşitli konularda söylediği şiirlerin tamamı bu divandadır. Dîvân-ı Kebîr'in dili de Farsça olmakla beraber, Dîvân-ı Kebîr içinde az sayıda Arapça, Türkçe ve Rumca şiir de yar almaktadır. Dîvân-ı Kebîr 21 küçük dîvân (Bahir) ile Rubâî Dîvânı'nın bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Dîvân-ı Kebîr'in beyit adedi 40.000 i aşmaktadır. Mevlâna, Dîvân-ı Kebîr'deki bazı şiirlerini Şems Mahlası ile yazdığı için bu dîvâna, Dîvân-ı Şems de denilmektedir. Dîvânda yer alan şiirler vezin ve kafiyeler göz önüne alınarak düzenlenmiştir.

MEKTUBAT 
Mevlâna'nın başta Selçuklu Hükümdarlarına ve devrin ileri gelenlerin.e nasihat için, kendisinden sorulan ve halli istenilen diıü ve ilmi konularda ise açıklayıcı bilgiler vermek için yazdığı 147 adet mektuptur. Mevlâna bu mektuplarında, edebî mektup yazma kaidelerine uymamış, aynen konuştuğu gibi yazmıştır. Mektuplarında "kulunuz, bendeniz" gibi kelimelere hiç yer vermemiştir. Hitaplarında mevki ve memuriyet adları müstesna, mektup yazdığı kişinin aklına, inancına ve yaptığı iyi işlere göre kendisine hangi hitap tarzı yakışıyorsa o sözlerle ve o vasıflârla hitap etmiştir.

Fİ Hİ MA Fİ H 
Fîhi Mâ Fih "Onun içindeki içindedir" manasına gelmektedir.. Bu eser Mevlâna'nın çeşitli meclislerde yaptığı sohbetlerin, oğlu Sultan Veled tarafından toplanması ile meydana gelmiştir. 61 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerden bir kısmı, Selçuklu Veziri Süleyman Pervane'ye hitaben kaleme alınmıştır. Eserde bazı siyasi olaylara da temas edilmesi yönünden, bu eser aynı zamanda tarihi bir kaynak olarak da kabul edilmektedir. Eserde cennet ve cehennem, dünya ve âhiret, mürşit ve mürîd, aşk ve semâ gibi konular işlenmiştir.

MECÂLİS-İ SEB'A 
(Yedi Meclis) Mecâlis-i Seb'a, adından da anlaşılacağı üzere Mevlâna'nın yedi meclisi'nin, yedi vaazı'nın not edilmesinden meydana gelmiştir. Mevlâna'nın vaazları, Çelebi Hüsameddin veya oğlu Sultan Veled tarafından not edilmiş, ancak özüne dokunulmamak kaydı ile eklentiler yapılmıştır. Eserin düzenlemesi yapıldıktan sonra Mevlâna'nın tashihinden geçmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Şiiri amaç değil, fikirlerini söylemede bir araç olarak kabul eden Mevlâna, yedi meclisinde şerh ettiği Hadis'lerin konuları bakımından tasnifi şöyledir :

     1. Doğru yoldan ayrılmış toplumların hangi yolla kurtulacağı. 
     2. Suçtan kurtuluş. Akıl yolu ile gafletten uyanış. 
     3. İnanç'daki kudret. 
     4. Tövbe edip doğru yolu bulanlar Allah'ın sevgili kulları olurlar. 
     5. Bilginin değeri. 
     6. Gaflete dalış. 
     7. Aklın önemi.

Bu yedi meclis'de, asıl şerh edilen hadislerle beraber, 41 Hadis daha geçmektedir. Mevlâna tarafından seçilen her Hadis içtimaidir. Mevlâna yedi meclisinde her bölüme "Hamd ü sena" ve "Münacaat" ile başlamakta, açıklanacak konuları ve tasavvufî görüşlerini hikaye ve şiirlerle cazip hale getirmektedir. Bu yol Mesnevî'nin yazılışında da aynen kullanılmıştır.

Acele şeytan hilesidir, sabır ve tedbir Allah lütfu. (Söz)


*Şarabım aşk ateşidir,hele onun eliyle sunulursa öyle bir ateşe odun kesilmezsen yaşamak haram olur sana. 
*Söz dalga dalga coşmada amma onu dudakla,dille değil,gönülle canla anlatman daha iyi. 
*Aşk nedir,bilmiyorsan gecelere sor,şu sapsarı yüzlere,şu kupkuru dudaklara sor. 
*Su nasıl yıldızı,ayı aksettirir,gösterirse bedenler de canı,aklı bildirir,gösterir. 
*Can,aşktan binlerce edep öğrenmede,öylesine edepler ki mekteplerde okunup öğrenilmesine imkan yok. 
*Gökyüzünde,yıldızlar arasında parlak ay nasıl görünürse aşık da yüzlerce kişi arasında öyle görünür,o göründümü herkesin parlaklığı söner. 
*Akıl bütün gidilecek yolları bilse bile,gene aşk yolunu bilemez,şaşırır kalır.

Hz. Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî

Ayla güneşim geldi, bak göz ışığım geldi 
İnci kaynağım geldi altın pınarım geldi 

Sarhoşum nice ondan coştu bakışım nurdan 
Özge şey mi istersin? Özge yoldaşım geldi!  >Devamı<

İlave edebi haller: ''Şems-i Tebriziye Mektupları'' , ''Eşine Yazdığı Şiir'' Huzur Sokağı (Dizi) 
 Konuya dair hazırlanmış Tez(ler) 
Tez Adı: Mevlana’da Kadın ve Aile, Yüksek Lisans Tezi. 
Tez sahibi: Fatih Aman
Temel konu ve bilgiler:  Uludağ Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü, Din Sosyolojisi Anabilim Dalı, sayfa: 79, 2003

Konuyla ilişkili makale, eser ve yapıtlar


Tezler:

Abdel-Maksoud, Belal, İbnü’l-Fariz ve İsmail Ankaravî’nin Kaside-i Hamriyye Şerhi, YLT, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2000. (Danışman: Doç. Dr. M. Ali Yekta Saraç)

Acar, Aziz, Mevlana ve Sartre Düşüncesinde “Yokluk Duygusu”, YLT, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2005, 108 s. (Danışman: Yrd. Doç. Dr. Sait Başer)

Acar, Gülsüm, Tarikatlarda Kadının Konumuna Sosyolojik Bir Bakış (Mevlevilik ve Bektaşilik Açısından Bir Değerlendirme), YLT, Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2009, 82 s. (Danışman: Yrd. Doç. Dr. Selim Eren)

Acer, Abdurrahman, Mesnevî-hân Ali Fuâd Efendi’nin Cerîde-i Sûfiyye’deki Makâleleri: İnceleme ve Metin, YLT, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2011, 298 s. (Danışman: Prof. Dr. Mustafa Tahralı) [<Tümü>]

Diğerleri:

MEVLÂNÂ - Adnan KARAİSMAİLOĞLU
MODERN VE İDEOLOJİK YAKLAŞIMLAR KARŞISINDA MEVLÂNÂ VE MESNEVÎ - Adnan KARAİSMAİLOĞLU
Hz. MEVLANA'nın Dostları - Şefik CAN
MEVLÂNÂ’NIN HAYATI VE ÇEVRESİ - Adnan KARAİSMAİLOĞLU
Hz. MEVLÂNÂ'nın Eserleri - Yakup ŞAFAK
MEVLANA'NIN ESERLERİNDE SABRIN HİKMETLERİ - EMİNE YENİTERZİ
MEVLÂNÂ’NIN TEFEKKÜR DÜNYASI VE İNSAN - Emine YENİTERZİ
MEVLEVÎLİK ve MÜZİK (MESNEVİDE AŞK, MÛSİKÎ, NEY) - Yalçın ÇETİNKAYA
MEVLÂNÂ’NIN MESNEVİDEKİ AMACI - Nuri ŞİMŞEKLER
MEVLANA'NIN AŞK VE İNSAN FELSEFESİ - İbrahim Arslanoğlu[4] [<Tümü>]

  •  Bunları biliyor musunuz?

    2007 UNESCO Dünya Mevlana Yılı

    Mevlânâ'nın 800.doğum yılı olan 2007 UNESCO tarafından dünya Mevlânâ yılı ilan edilmiştir. Bu karar Mozart yılı olan 2006'nın mart ayında alınmıştır. 

    Mevlana Haftası iki ile dokuz Aralık arasında kutlanır Her yıl,iki ile dokuz Aralık arası Mevlana haftası olarak kutlanıyor.


 Önerilenler: 

Kitap: ''Aşkın Göz Yaşları'' /Sinan Yağmur/ (İdefix.com) [Tasavvuf] 

Kitap: ''Aşkın Nakkaşı Minager-i Aşk'' /Kerim Zemani/ (İdefix) [Tasavvuf]

Film: ''Mevlana Celaleddin-i Rumi: Aşkın Dansı'' /Kürşat Kızbaz/ (Yapım: 2008) [Belgesel, Dram]

Konferans: ''Mevlana ile gelen hidayet'' /Prof.Dr. Eva de Vitray-Meyerovitch/ (tulipandrose.net-!2)


Diğer Dillerde karşılığı

Dschalal ad-Din Muhammad Rumi De Мевqана Џалалудин (Џалал ад-Дин) Мухамед Руми Ru
جلال الدین محمد رومی‎ Fa Jalāl ad-Dīn Muhammad Rūmī-Mawlānā En
مەۋلانا جالالىددىن رۇمى Uy Mewlana Celaledînê Belxî Ku
Dış Bağlantılar: Vikipedia [tr] | Saadettin Merdin [Tr] 
Çalışma var Bu damlanın daha fazla geliştirilmesi için daha fazla kitap, tez ve makalenin incelenmesi gerekmektedir.

Ek Açıklamalar

  1. !1): ''Mevlana'' Arapça, ünvan; Efendimiz, mevlâmız anlamında olan bu kelime, hürmeten büyük kimselere söylenmiştir. Hazret anlamında da kullanılır. Vikisözlük-tr. Erişim: 05.04.2015. 
  2. !2): ''Mevlana İle Gelen Hidayet İhtida/Fark Ediş Öyküleri'' Prof.Dr. Eva de Vitray-Meyerovitch, Duanın Ruhu, çev. Cemal Aydın, Şule Yay., 4. bsk., İstanbul 2004, s. 9-11; Prof. Dr. Ramazan Altıntaş.

Kaynaklar

  1. Site: ''Mevlana Kimdir'' Mevlana.com. Erişim: 05.02.2015, (http://www.mevlana.com/tr/mevlana-kimdir)
  2. Site: ''Balık burcu ve gerçeğin ötesine geçebilmek'' Astrozenith.com. Erişim: 05.02.2015, (http://www.astrozenith.com/astroloji-yazilari/balk-burcu-ve-gercegin-otesine-gecebilmek/72)  
  3. Site: ''Atatürk ve Mevlana'' Tuner Budanur, Haber.dk. Erişim: 05.02.2015, (http://www.haber.dk/?p=6798) 
  4. Site: ''Mevlana ve mesnevilik hakkında yapılan araştırmalar'' Semazen.net. Erişim: 05.02.2015, (http://www.semazen.net/text_list.php?id=76) 

Desk'e Dair Belge | Belgeyi İndir

Foto 1 | Foto 2 | Foto 3 | Foto 4 | Foto 5 | Foto 6 | Foto 7 |

Sayaç: 2440/6 | Ekleyen: jungnet | Etiketler: mevlananın eserleri, Mevlana kimdir, Mevlana'nın burcu nedir, Mevlana celaleddini rumi, mevlana, hz. mevlana, Mevlana ne demek, Şebi aruz
- Özgün içerik, Doğruluğu sabitlenmiş, Geleneksel bilgi -Edebiyat, Astronomi, Dini İlimler, Felsefe, Mantık, Biyografi

Siteye Göm - Paylaş

  • Site veya blogunuza Rastgele Desk'e paylaşım bağlantısı verebilirsiniz.
  • Önizleme:
    Kod:<a href="http://rastgelelik.com/mevlana" target="_blank"><img alt="Hz. Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî" src="http://rastgelelik.com/img/logo-50x50.png" style="width: 34px; height: 34px;" /></a>
    Önizleme:
    Kod:<a href="http://rastgelelik.com/mevlana" target="_blank"><img alt="Hz. Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî" src="http://rastgelelik.com/_sf/0/82721470.png" style="width: 34px; height: 34px;" /></a>
    Önizleme:
    Kod:<a href="http://rastgelelik.com/mevlana" target="_blank"><img alt="Hz. Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî" src="http://rastgelelik.com/_sf/0/79.png" style="width: 34px; height: 34px;" /></a>

    Hz. Mevlana

    ×

    Hz. Hz. Mevlânâ !1) Celâleddîn-î Rûmî dönemin hakim devleti olan Anadolu Selçuklu Devletinde yaşamıştır. Kendisi şair, düşünce adamı ve mutasavvıftır. Akım olarak Sufilik ve Mevlevilik üzerine eserler bırakmış, bu akımların kurucusu ve öncüsüdür. İlk eseri; Mesnevî-i Manevî'dir. Düşünce, yaşam ve eserlerinde Muhammed, Ebu Bekr-i Sıddık, Salmân-ı Fârisî, Kâsım bin Muhammed, İmam Cafer-i Sadık, Zû’l-Nûn el-Mısrî, Beyazid Bistâmî, Hallâc-ı Mansûr, Ebû’l Hasan Kharakânî, Ebû Sa’îd Ebû’l Khayr, Ebû Yakûb Yûsuf Hamdanî, Abdülkâdir Geylânî, Senâ’î, Ferîdüddîn-i Attâr, Baha-ûd-Dîn Zekeriyâ, Bahaeddin Veled, Seyyid Burhaneddin, Mûhy’îd-Dîn ibn’ûl Arabî, Şems-î Tebrizî gibi büyük zatlardan etkilenmiştir. En bilineni ise Şems-î Tebrizî'dir. Kurduğu ve öncülüğünü yaptığı akımlarla, kaleme aldığı eserleriyle de Sultan Veled, FazlʿAllâh Esterâbâdî (Nâimî), Ömer İmâdüddîn Nesîmî, Şah Abd’ûl Lâtif Bhittâi, Şeyh Galib, Kazî Nâzr’ûl İslâm, Fethullah Gülen, Abd’ûl Kerîm Sorouş gibi birçok zatı birçok açıdan etkilemiştir. Diğer bütün sufiler gibi Celalettin rumi'nin temel öğretisi tevhid düşüncesi etrafında örgülenir. Mevlananın bazı sözleri ise kendisinin ruh göçü tenasüh ve evrime inandığı şeklinde yorumlanmıştır.

     Burc & Astrolojik Analiz
    Doğum günü olan 30 Eylül'e göre Mevlana'nın burcu Terazidir. 
    Balık, Zodyak'taki son duraktır. İnsanoğlunun aydınlanma sürecinin sonudur. Yönetici gezegenleri Jüpiter ve Neptün, Balık'ın, insan ruhunun tecrübesi ve macera alanı olmasını sağlar. Balık'ın sembolündeki ters yöne yüzen iki balık figürü, genelde İkizler Burcunda olduğu gibi ‘Çift karakterli' yakıştırmasının yapılmasına neden olmuştur. Balık Değişken Niteliktedir, fakat buradaki ikilik çift karakteri sembolize etmez. Birbirlerinden farklı yönlere giden iki balığın kuyruklarının birbirlerine bağlı olmaları "ayrılık" hissiyle alakalıdır. Balık hayat içinde gelişimini tamamlarken bu iki balık birbirlerine daha sıkı bağlanır ve farklı iki kanaldan aldıklarını tek bir gerçeklik içinde kullanabilir. [2]

    Mevlana ve Atatürk!
    Atatürk’ün Hz.Muhammed’e duyduğu büyük sevgi ile birlikte Hz.Mevlana’nın da fikirlerine duyduğu hayranlık onun tüm hayatını ve icraatlarını etkilemiş, din konusundaki ifadelerine temel teşkil etmiştir. Bir Konya ziyareti sırasında söylediği şu sözler Hz.Mevlana’ya gösterdiği sevgi ve saygının delili gibidir: “Ne zaman bu şehre gelecek olsam, içimde bir heyecan duyarım. Hz.Mevlana düşünceleriyle benliğimi sarar. O çok büyük bir dahi, çağları aşan bir yenilikçidir…” [3]

     

     Farklı yazım çeşitleri [Farsça]
    Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî - مولانا جلال الدين رومي

    Yaşamını “Hamdım, piştim, yandım”sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk’ ın rahmetine kavuştu. Mevlâna’nın cenaze namazını Mevlâna’nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlâna’yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlâna’nın cenaze namazını Kadı Sıraceddin kıldırdı.

    Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah’ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen “Şeb-i Arûs” diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

    Hz. Mevlânâ’nın Vasiyeti:

    Size, gizlide ve açıkta Allah’tan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı, isyan ve günahları terk etmeyi, oruç tutmayı, namaza devam etmeyi, sürekli olarak şehveti terk etmeyi, bütün yaratıklardan gelen cefaya tahammüllü olmayı, aptal ve cahillerle oturmamayı, güzel davranışlı ve olgun kişilerle birlikte bulunmayı vasiyet ediyorum. İnsanların en hayırlısı, insanlara yararı olandır. Sözün en hayırlısı, az ve anlaşılır olanıdır.
    “Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
    Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir”

     Eserleri ve Edebi Halleri

    MESNEVİ 
    Mesnevî, klâsik doğu edebiyatında, bir şiir tarzının adıdır. Sözlük anlamıyla "İkişer, ikişerlik" demektir. Edebiyatta aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım şekillerine Mesnevî adı verilmiştir. 

    Her beytin aynı vezinde fakat ayrı ayrı kafiyeli olması nedeniyle Mesnevî'de büyük bir yazma kolaylığı vardır. Bu nedenle uzun sürecek konular veya hikâyeler şiir yoluyla söylenilecekse, kafiye kolaylığı nedeniyle mesnevî tarzı seçilir. Bu suretle şiir, beyit beyit sürüp gider. 

    Mesnevî her ne kadar klâsik doğu'şiirinin bir şiir tarzı ise de "Mesnevî" denildiği zaman akla "Mevlâna'nın Mesnevî'si"gelir. Mevlâna Mesnevî'yi Çelebi Hüsameddin'in isteği üzerine yazmıştır. Kâtibi Hüsameddin Çelebi'nin söylediğine göre Mevlanâ, Mesnevî beyitlerini Meram'da gezerken,otururken, yürürken hatta semâ ederken söylermiş, Çelebi Hüsameddin de yazarmış.

    Mesnevî'nin dili Farsça'dır. Halen Mevlâna Müzesi'nde teşhirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunan en eski Mesnevî nüshasına göre, beyit sayısı 25618 dir.

    Mesnevî'nin vezni : Fâ i lâ tün- Fâ i lâ tün - Fâ i lün'dür

    Mevlâna 6 büyük cilt olan Mesnevî'sinde, tasavvufî fikir ve düşüncelerini, birbirine ulanmış hikayeler halinde anlatmaktadır.

    DİVAN-I KEBİR
    Dîvân, şairlerin şiirlerini topladıkları deftere denir. Dîvân-ı Kebîr "Büyük Defter" veya "Büyük Dîvân" manasına gelir. Mevlâna'nın çeşitli konularda söylediği şiirlerin tamamı bu divandadır. Dîvân-ı Kebîr'in dili de Farsça olmakla beraber, Dîvân-ı Kebîr içinde az sayıda Arapça, Türkçe ve Rumca şiir de yar almaktadır. Dîvân-ı Kebîr 21 küçük dîvân (Bahir) ile Rubâî Dîvânı'nın bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Dîvân-ı Kebîr'in beyit adedi 40.000 i aşmaktadır. Mevlâna, Dîvân-ı Kebîr'deki bazı şiirlerini Şems Mahlası ile yazdığı için bu dîvâna, Dîvân-ı Şems de denilmektedir. Dîvânda yer alan şiirler vezin ve kafiyeler göz önüne alınarak düzenlenmiştir.

    MEKTUBAT 
    Mevlâna'nın başta Selçuklu Hükümdarlarına ve devrin ileri gelenlerin.e nasihat için, kendisinden sorulan ve halli istenilen diıü ve ilmi konularda ise açıklayıcı bilgiler vermek için yazdığı 147 adet mektuptur. Mevlâna bu mektuplarında, edebî mektup yazma kaidelerine uymamış, aynen konuştuğu gibi yazmıştır. Mektuplarında "kulunuz, bendeniz" gibi kelimelere hiç yer vermemiştir. Hitaplarında mevki ve memuriyet adları müstesna, mektup yazdığı kişinin aklına, inancına ve yaptığı iyi işlere göre kendisine hangi hitap tarzı yakışıyorsa o sözlerle ve o vasıflârla hitap etmiştir.

    Fİ Hİ MA Fİ H 
    Fîhi Mâ Fih "Onun içindeki içindedir" manasına gelmektedir.. Bu eser Mevlâna'nın çeşitli meclislerde yaptığı sohbetlerin, oğlu Sultan Veled tarafından toplanması ile meydana gelmiştir. 61 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerden bir kısmı, Selçuklu Veziri Süleyman Pervane'ye hitaben kaleme alınmıştır. Eserde bazı siyasi olaylara da temas edilmesi yönünden, bu eser aynı zamanda tarihi bir kaynak olarak da kabul edilmektedir. Eserde cennet ve cehennem, dünya ve âhiret, mürşit ve mürîd, aşk ve semâ gibi konular işlenmiştir.

    MECÂLİS-İ SEB'A 
    (Yedi Meclis) Mecâlis-i Seb'a, adından da anlaşılacağı üzere Mevlâna'nın yedi meclisi'nin, yedi vaazı'nın not edilmesinden meydana gelmiştir. Mevlâna'nın vaazları, Çelebi Hüsameddin veya oğlu Sultan Veled tarafından not edilmiş, ancak özüne dokunulmamak kaydı ile eklentiler yapılmıştır. Eserin düzenlemesi yapıldıktan sonra Mevlâna'nın tashihinden geçmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Şiiri amaç değil, fikirlerini söylemede bir araç olarak kabul eden Mevlâna, yedi meclisinde şerh ettiği Hadis'lerin konuları bakımından tasnifi şöyledir :

         1. Doğru yoldan ayrılmış toplumların hangi yolla kurtulacağı. 
         2. Suçtan kurtuluş. Akıl yolu ile gafletten uyanış. 
         3. İnanç'daki kudret. 
         4. Tövbe edip doğru yolu bulanlar Allah'ın sevgili kulları olurlar. 
         5. Bilginin değeri. 
         6. Gaflete dalış. 
         7. Aklın önemi.

    Bu yedi meclis'de, asıl şerh edilen hadislerle beraber, 41 Hadis daha geçmektedir. Mevlâna tarafından seçilen her Hadis içtimaidir. Mevlâna yedi meclisinde her bölüme "Hamd ü sena" ve "Münacaat" ile başlamakta, açıklanacak konuları ve tasavvufî görüşlerini hikaye ve şiirlerle cazip hale getirmektedir. Bu yol Mesnevî'nin yazılışında da aynen kullanılmıştır.

    Acele şeytan hilesidir, sabır ve tedbir Allah lütfu. (Söz)


    *Şarabım aşk ateşidir,hele onun eliyle sunulursa öyle bir ateşe odun kesilmezsen yaşamak haram olur sana. 
    *Söz dalga dalga coşmada amma onu dudakla,dille değil,gönülle canla anlatman daha iyi. 
    *Aşk nedir,bilmiyorsan gecelere sor,şu sapsarı yüzlere,şu kupkuru dudaklara sor. 
    *Su nasıl yıldızı,ayı aksettirir,gösterirse bedenler de canı,aklı bildirir,gösterir. 
    *Can,aşktan binlerce edep öğrenmede,öylesine edepler ki mekteplerde okunup öğrenilmesine imkan yok. 
    *Gökyüzünde,yıldızlar arasında parlak ay nasıl görünürse aşık da yüzlerce kişi arasında öyle görünür,o göründümü herkesin parlaklığı söner. 
    *Akıl bütün gidilecek yolları bilse bile,gene aşk yolunu bilemez,şaşırır kalır.

    Hz. Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî

    Ayla güneşim geldi, bak göz ışığım geldi 
    İnci kaynağım geldi altın pınarım geldi 

    Sarhoşum nice ondan coştu bakışım nurdan 
    Özge şey mi istersin? Özge yoldaşım geldi!  >Devamı<

    İlave edebi haller: ''Şems-i Tebriziye Mektupları'' , ''Eşine Yazdığı Şiir'' Huzur Sokağı (Dizi) 
     Konuya dair hazırlanmış Tez(ler) 
    Tez Adı: Mevlana’da Kadın ve Aile, Yüksek Lisans Tezi. 
    Tez sahibi: Fatih Aman
    Temel konu ve bilgiler:  Uludağ Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü, Din Sosyolojisi Anabilim Dalı, sayfa: 79, 2003

    Konuyla ilişkili makale, eser ve yapıtlar


    Tezler:

    Abdel-Maksoud, Belal, İbnü’l-Fariz ve İsmail Ankaravî’nin Kaside-i Hamriyye Şerhi, YLT, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2000. (Danışman: Doç. Dr. M. Ali Yekta Saraç)

    Acar, Aziz, Mevlana ve Sartre Düşüncesinde “Yokluk Duygusu”, YLT, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2005, 108 s. (Danışman: Yrd. Doç. Dr. Sait Başer)

    Acar, Gülsüm, Tarikatlarda Kadının Konumuna Sosyolojik Bir Bakış (Mevlevilik ve Bektaşilik Açısından Bir Değerlendirme), YLT, Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2009, 82 s. (Danışman: Yrd. Doç. Dr. Selim Eren)

    Acer, Abdurrahman, Mesnevî-hân Ali Fuâd Efendi’nin Cerîde-i Sûfiyye’deki Makâleleri: İnceleme ve Metin, YLT, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2011, 298 s. (Danışman: Prof. Dr. Mustafa Tahralı) [<Tümü>]

    Diğerleri:

    MEVLÂNÂ - Adnan KARAİSMAİLOĞLU
    MODERN VE İDEOLOJİK YAKLAŞIMLAR KARŞISINDA MEVLÂNÂ VE MESNEVÎ - Adnan KARAİSMAİLOĞLU
    Hz. MEVLANA'nın Dostları - Şefik CAN
    MEVLÂNÂ’NIN HAYATI VE ÇEVRESİ - Adnan KARAİSMAİLOĞLU
    Hz. MEVLÂNÂ'nın Eserleri - Yakup ŞAFAK
    MEVLANA'NIN ESERLERİNDE SABRIN HİKMETLERİ - EMİNE YENİTERZİ
    MEVLÂNÂ’NIN TEFEKKÜR DÜNYASI VE İNSAN - Emine YENİTERZİ
    MEVLEVÎLİK ve MÜZİK (MESNEVİDE AŞK, MÛSİKÎ, NEY) - Yalçın ÇETİNKAYA
    MEVLÂNÂ’NIN MESNEVİDEKİ AMACI - Nuri ŞİMŞEKLER
    MEVLANA'NIN AŞK VE İNSAN FELSEFESİ - İbrahim Arslanoğlu[4] [<Tümü>]

    •  Bunları biliyor musunuz?

      2007 UNESCO Dünya Mevlana Yılı

      Mevlânâ'nın 800.doğum yılı olan 2007 UNESCO tarafından dünya Mevlânâ yılı ilan edilmiştir. Bu karar Mozart yılı olan 2006'nın mart ayında alınmıştır. 

      Mevlana Haftası iki ile dokuz Aralık arasında kutlanır Her yıl,iki ile dokuz Aralık arası Mevlana haftası olarak kutlanıyor.


     Önerilenler: 

    Kitap: ''Aşkın Göz Yaşları'' /Sinan Yağmur/ (İdefix.com) [Tasavvuf] 

    Kitap: ''Aşkın Nakkaşı Minager-i Aşk'' /Kerim Zemani/ (İdefix) [Tasavvuf]

    Film: ''Mevlana Celaleddin-i Rumi: Aşkın Dansı'' /Kürşat Kızbaz/ (Yapım: 2008) [Belgesel, Dram]

    Konferans: ''Mevlana ile gelen hidayet'' /Prof.Dr. Eva de Vitray-Meyerovitch/ (tulipandrose.net-!2)


    Diğer Dillerde karşılığı

    Dschalal ad-Din Muhammad Rumi De Мевqана Џалалудин (Џалал ад-Дин) Мухамед Руми Ru
    جلال الدین محمد رومی‎ Fa Jalāl ad-Dīn Muhammad Rūmī-Mawlānā En
    مەۋلانا جالالىددىن رۇمى Uy Mewlana Celaledînê Belxî Ku
    Dış Bağlantılar: Vikipedia [tr] | Saadettin Merdin [Tr] 
    Çalışma var Bu damlanın daha fazla geliştirilmesi için daha fazla kitap, tez ve makalenin incelenmesi gerekmektedir.

    Ek Açıklamalar

    1. !1): ''Mevlana'' Arapça, ünvan; Efendimiz, mevlâmız anlamında olan bu kelime, hürmeten büyük kimselere söylenmiştir. Hazret anlamında da kullanılır. Vikisözlük-tr. Erişim: 05.04.2015. 
    2. !2): ''Mevlana İle Gelen Hidayet İhtida/Fark Ediş Öyküleri'' Prof.Dr. Eva de Vitray-Meyerovitch, Duanın Ruhu, çev. Cemal Aydın, Şule Yay., 4. bsk., İstanbul 2004, s. 9-11; Prof. Dr. Ramazan Altıntaş.

    Kaynaklar

    1. Site: ''Mevlana Kimdir'' Mevlana.com. Erişim: 05.02.2015, (http://www.mevlana.com/tr/mevlana-kimdir)
    2. Site: ''Balık burcu ve gerçeğin ötesine geçebilmek'' Astrozenith.com. Erişim: 05.02.2015, (http://www.astrozenith.com/astroloji-yazilari/balk-burcu-ve-gercegin-otesine-gecebilmek/72)  
    3. Site: ''Atatürk ve Mevlana'' Tuner Budanur, Haber.dk. Erişim: 05.02.2015, (http://www.haber.dk/?p=6798) 
    4. Site: ''Mevlana ve mesnevilik hakkında yapılan araştırmalar'' Semazen.net. Erişim: 05.02.2015, (http://www.semazen.net/text_list.php?id=76)